Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ağustos ayında imzalanan Mekke Anlaşması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine taşındı. Anlaşmaya ilişkin kanun teklifi, TBMM Başkanlığı’na sunuldu.
Mekke Anlaşması’nın kapsamı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, ağustos ayında Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na imza attı. Tarihi nitelikte değerlendirilen anlaşma, Orta Doğu’da çatışmaların ve askeri gerilimlerin yoğunlaştığı bir dönemde ortaya çıktı. Metinde, özellikle ABD ile İran arasındaki savaşın tırmandığı süreçte bölgesel güvenlik başlıklarının öne çıktığına dikkat çekiliyor.
Anlaşma; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalandı. Düzenlemenin en kritik maddelerinden biri, taraflardan herhangi birine yönelik saldırının diğer iki ülkeye de yapılmış sayılmasını öngörüyor.
Bu kapsamda üç ülke, birbirlerinin güvenliğini desteklemeyi ve savunma ile askeri alanlarda işbirliğini geliştirmeyi hedefliyor. Anlaşma, ortak güvenlik yaklaşımı çerçevesinde tarafların karşılıklı dayanışmasını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Anlaşma herhangi bir ülkeyi hedef almıyor
Yetkililer, Mekke Anlaşması’nın tamamen savunma amaçlı olduğunu ve herhangi bir ülkeyi hedef almadığını vurguluyor. Anlaşmanın temelinde, taraflar arasında külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı bulunuyor.
Bu çerçevede bölgesel ve küresel barışın, istikrarın ve refahın korunmasına yönelik taahhütlerin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Yetkililer, anlaşmanın hedefini “savunma odaklı iş birliği” ifadesiyle özetliyor.
Ortak caydırıcılık hedefi
Mekke Anlaşması, üç ülkeden herhangi birine karşı gerçekleştirilecek silahlı saldırının, tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilmesini öngörüyor. Bu yaklaşımın, olası saldırganlık eylemlerine karşı kolektif caydırıcılığı artırması bekleniyor.
Belgenin odağında, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın savunma ve askeri alanlarda işbirliği yapması yer alıyor. Tarafların birbirlerinin güvenliğini desteklemesi ve ortak hareket kapasitesini geliştirmesi, anlaşmanın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.
Yetkililerin aktardığına göre Mekke Anlaşması, herhangi bir ittifak ya da mevcut anlaşmadan kopuş anlamına gelmiyor. Düzenlemenin, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendirmesi ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturması amaçlanıyor.
Diplomatik temasların sonucu
Anlaşma, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında bir süredir devam eden diplomatik çalışmaların sonucu olarak değerlendiriliyor. Üç ülke arasında stratejik bir ittifak kurulabileceğine ilişkin iddialar, aylar boyunca bölge gündeminde yer aldı.
Pakistan, ABD ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesine yönelik girişimlerde arabuluculuk yapmaya çalışırken Türkiye de Gazze’deki savaşın çözümünü hedefleyen müzakerelerde diplomatik rol üstlendi. Bu gelişmeler, üç ülke arasındaki güvenlik ve diplomasi başlıklarının birlikte değerlendirilmesine zemin hazırladı.
Pakistan ve Suudi Arabistan’ın 2025 anlaşması
Suudi Arabistan ile Pakistan, 2025 yılında ikili bir ortak savunma anlaşması da açıklamıştı. Söz konusu düzenleme, Pakistan’ın Müslüman dünyadaki tek nükleer silah sahibi ülke olması nedeniyle geniş yankı uyandırmıştı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Anlaşması’nın TBMM Başkanlığı’na sunulmasıyla birlikte, metne ilişkin Meclis süreci de başlamış oldu.







Yorumlar