☼21°İSTANBUL
SON DAKİKA

Van’da 15 yılda 20 binden fazla deprem kaydedildi

Van YYÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, 2011-2026 döneminde bölgede 20 binden fazla deprem yaşandığını açıkladı.

Van’da 15 yılda 20 binden fazla deprem kaydedildi
5 dk okuma

Van’da 23 Ekim 2011’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ardından bölgedeki sismik hareketlilik ve olası risklere ilişkin bilimsel araştırmalar sürüyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, 2011-2026 yılları arasında bölgede 20 binden fazla deprem kaydedildiğini belirtti.

23 Ekim 2011 tarihinde saat 13.41’de meydana gelen depremin merkez üssü, Van’a yaklaşık 17 kilometre uzaklıktaki Tabanlı köyü olarak açıklanmıştı. Yaklaşık 25 saniye süren 7,2 büyüklüğündeki deprem, kentte büyük yıkıma ve can kayıplarına yol açmıştı.

Van YYÜ’de yürütülen çalışmalarda, bölgede meydana gelen depremlerin dağılımı, fay zonlarıyla bağlantısı ve gelecekte yaşanabilecek sarsıntıların muhtemel özellikleri inceleniyor. Araştırmanın odağında ise Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasında kalan bölge bulunuyor.

Depremlerin büyük bölümü sığ odaklı

Doç. Dr. Hamdi Alkan, 2011’deki ana depremin ardından artçı hareketliliğin 2015 yılına kadar devam ettiğini söyledi. Bölgede kaydedilen sarsıntıların büyük bölümünün yeryüzüne yakın meydana geldiğini belirten Alkan, bu nedenle depremlerin daha kolay hissedilebildiğine ve etkilerinin daha büyük olabildiğine dikkat çekti.

“Depremler hissedilebilir nitelikte ve etkileri daha büyük olabiliyor”

İHA muhabirine konuşan Van YYÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hamdi Alkan, 2011’deki ana depremin ardından 2015 yılına kadar artçı şok aktivitesinin devam ettiğini belirtti. Doç. Dr. Alkan, “2011 Van depreminden sonra özellikle 2015 yılına kadar Van ana şoku ve çevresinde artçı şok aktivitesinin devam ettiğini hesaplamalarımızda net olarak görebiliyoruz. 2011 yılından 2026 yılına kadar bölgede 20 binden fazla depremin meydana geldiğini görüyoruz. Bu depremlerin sığ odaklı, yani yeryüzüne yakın depremler olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu depremler hissedilebilir nitelikte ve etkileri daha büyük olabiliyor. 2015 yılından sonra meydana gelen 4’ten büyük depremlerin bölgede nerelerde kümelendiğini, nasıl bir dağılım gösterdiğini, bu depremlere neden olan fay ve fay zonlarının doğrultularının ve yönlerinin ne olduğunu araştırıyoruz” dedi.

İki fay zonu arasındaki hareketlilik inceleniyor

Alkan, 2015 yılından sonra meydana gelen 4’ten büyük yaklaşık 30 depremin Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasında yoğunlaştığını ifade etti. Deprem mekanizmaları ve çözümleri üzerinden yapılan incelemelerde, söz konusu sarsıntıların bölgedeki faylarla uyumlu olduğunun belirlendiğini aktardı.

“30 deprem iki fay zonu arasında yoğunlaştı”

2015 yılından sonra 4’ten büyük yaklaşık 30 depremin bu iki fay zonu arasında yoğunlaştığını dile getiren Alkan, “Bu depremlerin bu iki fay zonu arasındaki bölgede yoğunlaştığını görüyoruz. Deprem mekanizmalarına ve çözümlerine baktığımızda da bu depremlerin bölgedeki faylarla uyumlu olduğunu tespit ediyoruz. MTA, 2026 yılı içerisinde diri fay haritasını güncelledi. Bu, oldukça önemli ve kıymetli bir çalışma. Biz de buna katkı sunmak amacıyla MTA’nın diri fay haritasında yer almayan ancak önceki çalışmalarda belirlenmiş olan diri fayları inceliyoruz. Bununla birlikte, jeofizik parametrelerle yeryüzünde devam eden gömülü yapıların uzanımlarını ve doğrultularını belirleyebilecek yöntemler kullanarak bu fayların devam edip etmediğini ve nereye kadar uzanabileceğini öngörmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda deprem öngörü parametreleri üzerinden gelecekte hangi bölgelerde ne tür depremlerin meydana gelebileceği ve bunlara yönelik ne gibi önlemler alınabileceği konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

Çalışmalarda, MTA’nın 2026 yılı içerisinde güncellediği diri fay haritasında yer almayan ancak önceki araştırmalarda belirlenen faylar da ele alınıyor. Jeofizik parametrelerden yararlanılarak yer altında devam eden yapıların uzanım ve doğrultuları belirlenmeye, fayların devam edip etmediği ve hangi noktaya kadar uzanabileceği ortaya konulmaya çalışılıyor.

“İki fay zonu arasındaki bölgeye odaklanılması gerekiyor”

Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasında kalan alanın daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini vurgulayan Alkan, bölgede meydana gelen depremlerin farklı faylar ve bunlarla ilişkili segmentlerle bağlantılı olduğunu belirtti. Alkan, deprem öngörü parametreleri kullanılarak gelecekte hangi bölgelerde ne tür sarsıntıların yaşanabileceğine yönelik değerlendirmeler yaptıklarını söyledi.

Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasındaki faylarda ve bunlarla ilişkili segmentlerde depremlerin meydana geldiğini belirten Alkan, “Van Fay Zonu ile Erciş Fay Zonu arasındaki faylarda ve bunlarla ilişkili segmentlerde depremlerin meydana geldiğini görüyoruz. Yürüttüğümüz çalışmada, bu iki fay zonu arasındaki bölgeye odaklanılması gerektiğini daha net bir şekilde ortaya koyan sonuçlara ulaşıyoruz. Burada vatandaşları ilgilendiren en önemli soru ise deprem olup olmayacağı ve bizim depreme ne kadar hazır olduğumuzdur. Günümüz itibarıyla depremin yerini ve zamanını kesin olarak belirleyebilecek bir teknolojiye sahip değiliz. Ancak depremin hangi bölgede meydana gelebileceğini ve muhtemel büyüklüğünü değerlendirebilecek bilimsel altyapıya sahibiz. Dolayısıyla bu bilimsel veriler doğrultusunda farklı kurumların bir arada ve koordineli şekilde çalışmasıyla deprem gerçeğine karşı önlem alabiliriz” şeklinde konuştu.

2011 depreminde yaklaşık 140 bin yapı zarar gördü

Doç. Dr. Alkan, 2011’deki deprem sonrasında kentte yaklaşık 140 bin yapının zarar gördüğünü, bunların yaklaşık 40 bininin ağır hasar aldığını ve can kayıplarının yaşandığını hatırlattı. Depremin ardından hasarlı yapıların dönüştürülmesi ve yeni konutların yapılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

“Depremi bir felakete dönüşmekten çıkarıp doğal bir olay olarak karşılayabiliriz”

Yapı güvenliğinin deprem riskine karşı alınacak önlemlerin başında geldiğini belirten Alkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamu binaları bu anlamda oldukça sıkı standartlara tabi tutuluyor ve kullanışlı durumda bulunuyor. Bununla birlikte devletimizin vatandaşlara sunduğu, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından inşa edilen konutlar da bu açıdan oldukça kıymetli. Özel firmaların da 2019 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun şekilde yapılarını inşa etmeleri gerekiyor. Toplum olarak bu süreçleri doğru şekilde organize edebilir ve gerekli önlemleri alabilirsek depremi bir felakete dönüşmekten çıkarıp doğal bir olay olarak karşılayabiliriz. Böylece muhtemel bir deprem sonrasında yaralarımızı en kısa sürede sarabiliriz.”

Bu haber sizde ne hissettirdi?

Tepkinizi paylaşın. Seçiminizi değiştirebilirsiniz.

SIRADAKİ HABERTrakya’da üç il için kuvvetli yağış uyarısı
→

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Editörün seçtikleri

Tüm haberler →
Yüz Ağdası